9 Ocak 2013 Çarşamba

EKS | Gastronomi | Haberler | ‘’Sous Vide’’ Vakumlu Pişirme Yöntemi EKS Mutfak Akademisi ile Türkiye'de...

‘’Sous Vide’’ Vakumlu Pişirme Yöntemi EKS Mutfak Akademisi ile Türkiye'de...

Çarşamba 09 Ocak 2013

‘’Sous Vide’’ Vakumlu Pişirme Yöntemi EKS Mutfak Akademisi ile Türkiye'de...
Vakumlu ambalajlamada dünya lideri olan Alman Şirketi Multivac tarafından Türkiye’ye getirilen ve hazırlanan yemeklerin vakumlanarak torbalanıp özel ısıda tutulan su dolu bir haznede pişirildiği Sous Vide yönteminin lansmanı Sapphire’de gerçekleşti.
Özellikle oteller ve restaurantlar gibi günlük olarak ya da özel günlerde binlerce yemek servis edilen mekanlar için dünyanın en lezzetli, sağlıklı ve düşük maliyetli yöntemi kabul edilen Sous Vide lansmanı büyük ilgi gördü.
Yöntemin babası olarak anılan ve bu sistemin vakumlama, sağlık ve lezzet konusunda yıllardır süren çalışmaların ardından bu günkü haline kavuşturan ünlü gıda bilimci ve şef Bruno Goussault lansmanda Fransız ve dünya mutfağından örneklerle özel ve lezzetli bir şov yaptı. Türkiye’nin en yetenekli şeflerinden biri olan Eyüp Kemal Sevinç ise aylardır üzerinde çalıştığı Türk yemeklerinin Sous Vide uygulamalarını konuklar için hazırladı. Fransız usulü et ve balıkların yanı sıra sebzeli kış çorbası, kremalı mantar çorbası, zeytinyağlı pırasa, zeytinyağlı portakallı ayva, limonlu füme tavuk göğsü, limonlu füme tavuk göğsü, kuzu incik, levrek buğulama, pestile sarılı bonfile ve hatta kabak tatlısına kadar geniş bir menünün hazırlandığı lansmana geniş bir katılım oldu... Günün sürprizi ise vakumlu torbada pişen menemendi...

2 Ocak 2013 Çarşamba

YÖNETİMDE UZUN SÜRE KALMANIN YEDİ ÖNEMLİ SIRRI


 YÖNETİMDE UZUN SÜRE KALMANIN YEDİ ÖNEMLİ SIRRI

Türkiye’de son yıllarda üst düzey yönetici sirkülasyonu artmış durumda. 2010 yılında Capital500 listesinde yer alan en büyük 200 şirketten 21 ’i, 2011 ’de 27’si, bu yıl ise 13’ü üst düzey yönetici değişikliğine gitti. Ancak bu genel tablo içinde 30 yıla yakın aynı yöneticiyle yola devam etmeyi başaranlar da var. Örneğin Beypi Genel Müdürü Sait Koca 30, Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı 27, Toros Tarım Sanayi Grubu CEO’su Esin Mete 21 yıldır istikrarlı bir şekilde liderlik koltuğunda oturuyor. Yönetimde bu kadar uzun kalmalarının sırrı her biri için farklılık içeriyor. Ortak noktaları ise kaptan koltuğunda oturdukları şirketleri devler liginde tutmayı başarmış olmaları…
LİDERLERE İSTİKRAR GETİREN 9 STRATEJİ
1- UZUN SÜRELİ DÜŞÜNÜN
 “Günlük kâr peşinde olmadık, hep uzun süreli stratejiler belirledik.” (Beypi Genel Müdürü Sait Koca)
2- KURULUŞU SAHİPLENİN
“Kuruluşu kendime aitmiş gibi sahiplendim, bu duyguyu bütün kademelere indirgedim.” (Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı)
3- ÇALIŞANA YAKIN OLUN
“Farklı fikirlere açık, çalışanlarına yakın, dinleyen, koruyan, cesur bir yönetici oldum.” (Doğuş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Talu)
4- DENEMEKTEN ÇEKİNMEYİN
“Tutkulu, denemekten ve hesaplanabilir risk almaktan çekinmeyen bir yönetici oldum (İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper)
Yönetimde uzun süre kalmalarının sırrı her biri için farklı…
5-HEDEFLERE ODAKLANIN
“Şirketi başarıya taşırken hep doğru stratejiyi ve hedefleri belirlemeye.” odaklandık.” (Kastamonu Entegre Genel Müdürü Haluk Yıldız)
6- HIZ ÖNEMLİ
“Hep aciliyet duygusu içinde olduk, her şey hızlı olmalıydı, hemen yapılmalıydı. Bu sayede hep diri kaldık.” (TAV CEO’su Sani Şener)
7-SAHADAN KOPMAYIN
“Sahadan hiçbir zaman kopmamak, çalışanlara değer vermek, anlayışlayaklaşmak işin anahtarı.” (Tekfen İnşaat Genel Müdürü Ümit Özdemir)
8-RİSKLERİ DENGELEYİN
“Hep riskleri dengelemeye çalışan bir yönetici oldum.  (Hayat Kimya Genel Koordinatörü Orhan İdil)
9- YALNIZCA İYİ DÜŞÜNÜN
“Biz çalışanız, profesyoneliz. Yalnız işimizi düşünmeli, işimizi yapmalıyız.” (İçdaş Çelik Enerji Genel Müdürü Bülend Engin)

YENİDEN YARATMAK – JASON JENNINGS

YENİDEN YARATMAK – JASON JENNINGS

 Geleneksel anlayışta bilgi güç demekti ve bu nedenle çoğu lider kendi önemini korumak amacıyla bilgisini kendine saklardı.
SATIŞ İŞLEMİNİN TAMAMLANMASINA doğru satıcıyı temsil eden yaşlı avukat bana şu bilgece öğüdü verdi, “Kendi işinin sahibi olmak için çok gençsin” dedi, “ama eğer şu iki hususu aklında tutarsan başarılı olursun” 1) iş yaşamında başarılı olmak, sağ-duyulu hareket etmeye bağlıdır, 2)sağduyuyla ilgili en çok görülen durum, çok az bulunmasıdır. Başarılı liderler ve yöneticiler, kendilerini yeniden yaratmak ve sıra dışı şirketler oluşturmak için aşağıda yer alan altı rehber ilkeyi kullanırlar:
1. Başarılı liderler iki haneli büyüme rakamlarını hedeflerler. İnsanlara daha fazla para kazanmayı, terfi etmeyi ya da yeni ve daha ilginç işler yapmayı isteyip istemediklerini sorduğumda hepsi elini kaldırır. Oysa bir şirketin yıllık finansal performansı iki haneli rakamlarla büyümüyor ise çalışanlarının daha fazla para kazanmasına ve terfi etmesine olanak yoktur. Yetenekli insanlar işlerinde ilerlemenin tek yolunun bir başka çalışanı trenin altına atmak ya da emekli olmasını veya ölmesini beklemek olduğunu anladıkları zaman başka yerlerde daha iyi işlerde çalışmak için ayrılacaklardır. Arrow Electronics’in, şirketi 22 milyar dolar değerinde bir elektrik santraline dönüştüren CEO’su Mike Long bir keresinde bana şunu söylemişti: “Çevrem dünyanın en yetenekli insanlarıyla dolu. Ben şirketler satın almaya ve yeni işler icat etmeye devam etmezsem onlar da burada kendilerini geliştirme fırsatlarından yoksun kalır ve bizden ayrılırlar. Ayrılırlarsa ya bana rakip olurlar, ya da rakibim olan şirketlerde çalışırlar. Çalışanlarının önünde gitmek, onların gelişmelerine yardımcı olmak ve onlara daha fazla fırsat sunmak CEO’nun görevidir.” İki haneli büyüme rakamları şirketlerin doğru insanları çekmelerine, ellerinde tutmalarına ve onları geliştirmelerine olanak sağlar. Ailelerin yaşamlarını iyileştirir, işe yeniden yatırım yapılmasına olanak verir, tedarikçileri ve bayileri değerli birer ortağa dönüştürür, yatırımcıların ilgisini canlı tutar, toplumların daha iyi olmasını sağlar ve hissedarları da cömertçe ödüllendirir.
2. Başarılı liderler vazgeçmeyi bilirler. İflas etmiş işletmeler mezarlığı, geçmişte kazanç sağlayan işlerden, bencillikten, hep aynı, hep aynı geleneksel anlayıştan vazgeçmeyi beceremedikleri için şirketlerini batıran liderlerin kemikleriyle doludur. Dün şirkete kazanç sağlamış olan işler şirketin can damarı olmuş ve gelirleriyle kârlarının büyük bir bölümünü oluşturmuş; ne var ki artık geçerli olmayan ürün ya da hizmetlerdir. Çok sayıda lider ve şirket, varlıklarını sürdürebilmelerinin nedenini şirketin geçmişine sahip çıkmalarına bağlar ya da hala kendi kurallarına göre oynadıkları iddiasıyla kendilerini kandırırlar. Gerçekte ise çoğu, varlıklarını sürdürmelerinin nedenlerini haklı çıkarmak için çok fazla zamana ve çok fazla kaynağa gereksinim duyarlar. Akıllı liderler, geçmişte kazanç sağlamış ancak artık geçerliliği kalmamış işlerden vazgeçmeyi bilirler. Yöneticinin egosu onun odadaki en akıllı insan olmasını ve onun fikirlerinin her zaman üstün gelmesini gerektiriyor ise felaket hemen yakında demektir. Başarılı liderler egolarını bir yana bırakırlar; alçakgönüllüdürler ve görevlerinin kendilerinden daha akıllı, kendilerinden daha iyi fikirleri olan insanları yanlarına almak ve sonra onların yolundan çekilip gemiyi sakin bir şekilde yüzdürmek olduğunu bilirler. Şirketler bir konuya ta ki tümden bozuluncaya kadar özensizce yaklaşırlarsa hep aynı, hep aynı anlayışı söz konusu demektir. İşte o zaman, yöneticinin egosunu gözeten ve hatalı talimatlar birbirini izler ve biri bir sorunu çözmeye seğirtirken bir başkası bir başka sorunu çözmeye gönderilir. İnsanları durmadan sorun çözmeye göndermek herkesi sürekli büyüme amacından uzaklaştırır. Başarılı liderler sürekli olarak her insanı, her ürünü ve her süreci incelerler ve herhangi bir sorun olmadan bunlarla ilgilenerek her an yangın söndürme durumunda olmanın iş yapmanın kabul edilmiş bir şekli olmamasını sağlarlar. İşletmelerin çoğu alışılmıştan farklı sonuçlar elde etmek ister. Ama ne yazık ki hep aynı temel matematiksel denklemler geçerlidir: Geleneksel anlayış = Geleneksel sonuçlar (eğer şansınız varsa) ve Farklı anlayış = Farklı sonuçlar.
3. Başarılı liderler çok sayıda küçük bahisler oynarlar. Google’ın, 12 milyar dolar ödeyerek Motorola’nın mobil telefon işletmesini satın alması çok ses getirmesine karşın çoğu gazeteci, Google’daki gerçek öykünün noktalarını birleştirmekte başarısız olmuştur. Son iki yıl içinde şirket yaklaşık 200 başka şirketi de satın almıştır. Bu alımlardan her biri küçük bir girişimi temsil etmektedir.
Sosyal medya oyunlarından NASA’yla ortak girişimlere; gündelik ticaret işlerinden dijital video ve ses tanıma sistemlerine kadar tüm girişimlerinde şirket, geleceğinin sürekli olarak
yeni alanlara doğru ilerlemesine bağlı olduğunu bilmektedir. Starbucks burun üstü yere çakılmak üzereyken eski CEO’su Howard Schultz geri döndü; yönetimi yeniden eline aldı ve aralıksız bir yeniden yaratma programı başlattı. İki yıldan kısa bir süre içinde şirket, 100’u aşkın küçük girişim gerçekleştirdi. Bunlar arasında yeni mağaza tasarımları, şarap ve bira satışı denemeleri, hazır kahve alanına giriş, her tür tatlı, çaya ağırlık verilmesi ve yulaf ezmesi kullanımına başlanması yer aldı. Bu küçük girişimlerin çoğu büyük başarılara dönüştü ve çok sayıdaki bu küçük bahislerin sağladığı toplam gelir, kaybedilmiş olan kazancı geri getirdi.
Amerika’nın en büyük çelik üreticisinin CEO’su olan Dan DiMicco, şirketin bir araştırma geliştirme departmanının bulunmadığını belirtiyor. “Neden buna gereksinim duyalım ki?” diye soruyor. “Bir arada çalışan 20.000’den fazla insanımız var ve herkesin önerdiği her fikri deniyoruz. Eğer işe yararsa hızla şirket genelinde uygulamaya başlıyoruz; işe yaramazsa da bir sonraki fikre geçiyoruz.” Başarılı liderler, müşterilerinin değişen gereksinimlerinin ve isteklerinin önünde gider ve bunu sürekli olarak küçük girişimlerde bulunarak; bunlar
arasında işe yarayanları sürdürmeye hazır olarak; böylece müşterilerine sürekli bir şekilde yeni ürün ve hizmetler sunarak yaparlar.
4. Başarılı liderler herkesin şirket
stratejisini bilmesini sağlarlar.
Geleneksel anlayışta bilgi güç demekti ve bu nedenle çoğu lider kendi önemini
korumak amacıyla bilgisini kendine saklardı. Hatta şirketin stratejisini bilen insanların sayısını bile sınırlı tutarlardı. Gizlilik anlaşmalarının imzalanması; o sınırlı sayıdan oluşan guruba
girebilmenin koşulu haline gelmişti. Başarılı liderler bilginin de.il uygulamanı n güç demek olduğunu bilir ve şirketteki herkesin şirketin stratejisini ve stratejinin başarısında kendi rolünü bilmesini sağlarlar. Örneğin geçtiğimiz on yılda eş-CEO’lar Tim ve Richard
Smucker şirketlerini, JM Smucker’ı 100 yıllık, 500 milyon dolar yıllık satışı olan ve acımasız bir rekabetin söz konusu olduğu bir gıda kategorisinde urun liderliğini elinde tutan bir reçel
ve jöle üreticisi olmaktan çıkarıp dokuz gıda kategorisinde yaklaşık 6 milyar dolarlık geliri olan ve lider konumunda bir şirkete dönüştürdüler. Başarılarını büyük ölçüde bir kitapçığa, JM Smucker Strategy’e başlıyorlar. Bu kitapçığı, şirkette çalışan ya da şirketle iş yapan herkesin okuması zorunluydu. “Stratejimizi bilmeyen çalışanlarla, ortaklarla ve hissedarlarla nasıl iş yapabilirdik, merak ediyorlar mı?” diye soruyorlar. Başarılı liderler herkesin büyük stratejik hedefleri ve kendilerinin bu hedeflerin gerçekleştirilmesindeki rolünü bilmesini sağlarlar.
5. Başarılı liderler herkesin, işin sahibi gibi düşünmesini ve hareket etmesini sağlarlar. İşin
sahibi gibi düşünmek ve hareket etmek, kişinin oyunda kazanacağı ya da kaybedeceği bir şeylerin olmasını ifade eder. İşin sahibi gibi düşünmek ve hareket etmek, kişinin her şeyinin bu oyuna bağlı olması demektir. Yapmak istediği iş sadece budur ve bunun yanında daha yapılacak çok iş olduğunu; dikkatli davranması gerektiğini bilir. Başarılı liderler sürekli büyümeyi gerçekleştirmek ve müşterilerin gereksinimlerinin önünde gitmek için şirketteki
herkesin işin sahibi gibi düşünmesi ve hareket etmesi gerektiğini bilirler. Dünyanın en büyük özel şirketi olan Koch Industries’in yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olan Charles
Koch bu konuda şunu soyluyor: “İnsanların işin sahibi gibi düşünmelerini ve hareket etmelerini sağlamanın tek yolu onlara yaptıkları işin nasıl ekonomik değer yarattığını; bu değerin nasıl ölçüleceğini ve artırılacağını öğretmektir.
6. Başarılı liderler iyi birer emanetçidir.
Sahici liderler liderliğin bir zırha bürünüp bir ata atlamak ve fotoğraflarının dergi kapaklarında yer almasını sağlamak için kız kaçırmak, yağma ve talan yapmak amacıyla koy
koy dolaşmakla ilgili olduğunu düşünmezler. Sahici liderler hizmeti, kişisel çıkarlarının üzerinde tutarlar, başkaları üzerinde güç kullanmaya gerek duymazlar, işlerine değer katan insanların gelişmeleri için çalışırlar ve besleyici, öğretici ve bencillikten uzak insanlardır. Emanetçi liderlere kolay erişilebilir, zamanlarının büyük bölümünü müşterilerini
dinleyerek geçirirler, kararlarını alırken yüce rehber ilkeleri gözetirler, yüzeysel ayrımlara gerek duymazlar ve tüm paydaşların yararına olacak iyileştirmeler yaparlar. Sürekli ve koklu değişimi, yeniden yaratmayı ve sıra dışı şirketler oluşturmayı benimsemeye kararlı liderlerin
rehber ilkeleri sağduyudur. Ancak ne yazık ki sağduyuyla ilgili olarak en çok görülen durum, gerçekte çok az bulunmasıdır!

KORKMAMALISINIZ

KORKUNUN HAKİMİYETİ

Mike Staver

HEPiMiZ KORKAR YA DA korkuyu hissederiz. Önemli olan; korkuya nasıl tepki verdiğimizdir.
Cesur insanlar yüzleşmeleri gereken şeylerle yüzleşir yapmaları gereken şeyleri yaparlar. Oysa korkaklar mazeretler üretir ve kolay yolu seçerler. Gizli korkular, genellikle belirleyici ve kesin eylemlerde bulunmamızı engeller. Cesaretinizin açıklık ve farkındalıktan geldiğinden emin olun ve korkunun kararlarınızı etkilemesine izin vermeyin. Olumlu ve ilham veren bir yollu ya da negatif ve ruh ezici bir yollu tercih etmek tamamen aldığınız kararların netliğine bağlıdır. Korku netliği belirsizleştirir. Eğer aşağıdaki ifadeler ya da durumlar sizin için geçerli ise korkunun hâkimiyetinde olabilirsiniz:
• Sık sık kolay çıkış yollarına varlığını bilmiyormuş gibi davranırsınız. Harekete ya da eyleme geçmeniz gereken zamanı da bilmiyormuş gibibaşvurulur. Kararlı ve cesur adımlar atmaktan kaçınırsınız çünkü bu tür eylemler size kendinizi rahatsız hissettirir. Daha sonra ise yapmanız gereken şeyi neden yapmadığınıza dair bahaneler bulursunuz. Bu tür bahaneler korkunuzu indirger. Bu, kısa vadede, eyleme geçmekten ya da gerekli adımları atmaktan kaçınmanın kolay yoludur. Fakat aynı zamanda bu tutum sıradanlık ve hareketsizliğe giden emin bir yoldur. Unutulmamalı ki planlar, hedeşer ve irade sizi sonuçlara götürmek için yeterli değildir. Sonuca ulaştıran tek şey eyleme geçmektir.
• Gerçekte bildiğiniz şeyleri bilmiyormuş gibi davranırsınız. Riskten kaçınmak için eldeki fırsatların  davranırsınız. Bu minvalde davranarak içinde bulunduğunuz anda itibariyle sıkıntıdan kaçınmış olup kendinizi de iyi hissedersiniz. Fakat bu davranış şekli ileriki zamanda size pahalıya patlayacaktır. Gerekli olduğu halde atılmayan adımlar ya da yapılmayan eylemler kişiye daima pahalıya patlar. Bu nedenle alınması gerekli olan zor kararları mutlaka almalısınız.
• ‘Parlak top’ sendromu kurbanısınızdır. Bu sendrom, bir şey üzerinde odaklanmanız gerektiği halde, çevrenizdeki yeni ya da parlak bir şey tarafından dikkatinizin kolaylıkla dağılması olarak tanımlanır. Örneğin; ciddi bir proje üzerinde çalışmanız, tüm dikkatinizi bu proje üzerinde toplamanız gereklidir. Bunu başardığınız bir anda çevrenizdeki bir unsur tarafından dikkatiniz hemen kolaylıkla dağılır. Dikkatinizi dağıtan bu unsur, bir mail, telefon ya da acil bir iş olabilir. Böyle bir durumda, yaptığınız işten hemen kurtulmak tabir-i caiz ise sıvışmak için dikkatinizi dağıtan unsurun, diğer değişle ‘parlak topun’ ardından gidersiniz. Bu durumunuzdan da şikayetçi olmayıp hiçbir şey söylemezsiniz çünkü yapmanız gereken şey sizin için zor, tatsız ve endişe üreten bir iştir. Kısacası yaptığınız iş sizin için bir korku kaynağıdır. Oysa herkes yaptığı işle meşgul kalabilir. Bunun için yani dikkatin toparlanması ve öncelikli görevlerin üstlenmesi için cesaret gerekir.
• Sizi geride bırakan ve ağırlaştıran sebebin ne olduğunu görmezden gelirsiniz. Bazı politikalar, insanlar ya da düşünce şekilleri sizin geride kalmanıza neden olabilir. Bu durumda kendinize şu soruları sorun: “Beni ağırlaştıran, ilerlememe engel olan ne yapıyorum ya da neyi yapmıyorum? Bir karar almayı ya da bir engeli kaldırmayı reddediyor muyum? Böyle bir durumda cesur olun. Engelleri ortadan kaldırabilir ve sizi üretken, kararlı ve dikkatli kılan şeyler için çabalayabilirsiniz.
• Aklınızı ve içgüdülerinizi dengelemeyi reddedersiniz. Bu denge, uygun bir analiz için hem gerçekleri hem de sezgileri gerektirir.
insanın hayatını etkileyen kararlar hem aklı hem içgüdüleri gerekli kılar. Bu da sizin atağa geçmeniz için hem akla hem de içgüdülere ihtiyaç duyduğunuzu kanıtlar.
• Genellikle “Ben daha tam hazır değilim” bahanesinin arkasına gizlenirsiniz. Hazır olmak için gereğinden fazla zaman harcarsınız. Daha fazla değerlendirme yapmak için bir komite ya da görev gücü oluşturursunuz. Kısacası, aşırı hazırlanmak korkunun bir sonucu olarak ortaya çıkar. Sürekli hazırlanarak eyleme geçeceğiniz gerçek zamanı ertelersiniz. Tabi ki hazır ve hazırlıklı olmalısınız. Fakat “Henüz hazır değilim” bahanesinin arkasına gizlenmeyi bırakın. Bir noktada artık yeter deyin ve koşullar mükemmel olmadığı zaman bile harekete geçin. Mükemmelliğin olmayışına ve azıcık bir kaosa katlanmak için cesur olun. Dağınık ve hızlı olmak mükemmel ve yavaş olmaktan daha iyidir.
• Geleceğin ya da geçmişin lehine davranmak için bugününüzden vazgeçersiniz. Yaşadığınız anda tamamen var olabilmek cesaret ister. Dün yani geçmişte neler olduğuna ya da yarın yani gelecekte neler olacağına dalıp gitmemek, orada kaybolmamak ve bulunduğunuz anı yaşamak disiplin gerektirir. Endişe, beklenti, pişmanlık ve umut, sizi tamamen cesaretli bir şekilde liderlik etkilerini tecrübe etmekten yoksun bırakan zihinsel süreçlerdir. Eğer bugününüzü, dünün hatıraları ve yarının endişeleriyle heba ederseniz, hayatınızın şimdisinde neler olduğunu kaçıracak, farkına varamayacaksınız.
• Sadece, fikirleriniz ya da inançlarınızı destekleyen bilgileri görür, diğer taraftan onlarla çelişen bilgileri ise görmezden gelirsiniz. Eğer birisinin sizden nefret ettiğine inanıyorsanız, sadece sizin bu düşüncenizi ve izleniminizi destekleyen davranışları görürsünüz. Eğer bazı konularda kötü olduğunuzu kabul edecek olursanız, bunun kanıtlarını da göreceksinizdir. Aksi durumda, sizinle ya da düşüncenizle çelişen kanıtları ortaya koyma konusunda kör olursunuz. Diğer olasılıkları görmezseniz
eğer, eyleme geçemezsiniz.
• Sürekli başkalarını suçlarsınız. Bu enerjinizi tüketen ve zor durumlar ya da insanlarla baş etme
amacına zarar veren bir yöntemdir. Birilerini suçlamak sizi kurban pozisyonuna getirir. Bu nedenle, daha sonra, bu durumunuzu değiştirmek için gerekli adımları atmayacak, yapmanız gerekenleri yapmayacaksınız. Kısacası, kötü bir adam seçecek ve tüm problemlerin sebebi olarak onu göstereceksiniz. Adeta bir günah keçisi belirlemiş olacaksınız. Nihai olarak yaşamınızın, düşüncelerinizin ve eylemlerinizin sonuçlarından sorumlu olduğunuzun bilincinde olmak, başkalarını suçlamayı tercih eden insanlar tarafından asla tecrübe edilemeyecek bir özgürlük alanı ve seviyesi yaratır. Bunu başardığınızda; bu tutumunuz eylemlerinizi gerçekleştirmeniz için sizi güçlü kılacaktır. Bundan dolayı, başkalarını suçlamayı ve bahane bulmayı bir kenara bırakın.
• Aşırı derecede onaylayıcısınızdır. Eğer herkesi herhangi bir şey için över ya da teşvik ederseniz sizin vereceğiniz onay anlamını yitirir. Hatta onaylama konusunda aşırıya kaçarak bu konuda coşabilir ve diğer davranışlarınızla tutarsız olan sahte onaylamalara sebebiyet verebilirsiniz. Bu yaklaşımların ikisi yapay ve güveni sarsan durumlardır. Bu, içten bir samimiyetten, dürüst bir konuşmadan ve yüzleşmeyi gerektiren geri bildirimlerden korktuğunuz anlamına geliyor.
• Başarıyı değil çabayı ödüllendirirsiniz. Beklentiler konusunda çok yumuşak olmak ve sadece elinizden geleni yapın demek bir hatadır. İnsanlar, sadece sizin teşvikinizle başarılı olmayacaktır. Bazı insanların performanslarını sürdürmesi ve başarı dışındaki herhangi bir şeyi kabul etmeyi reddetmesi gerekir. Bunun için ise beklenen sonuçları ve beklentilerinizi karşılamayan sonuçları önceden tasarlayın. Bu sonuç odaklı yani başarı odaklı olmayı getirir.
• Başka insanlar için problem çözersiniz. Başkaları için daha fazla çözüme bulaştığınız sürece size bağlı olan daha fazla insan olacaktır. Onlar, sizin gelip sorunları çözeceğinizi bildiği sürece, çözüm için sizi bekleyeceklerdir. Ayrıca çözüm için onlara güvenmediğinizi hissedecekler. Endişenizi kontrol edin ve diğerlerinin gerekeni yaparak işin üstesinden geleceğine inanın.
• Zihinsel karmaşa, farkında olmayı, farkındalık yaratmayı engeller. Daha fazla korktukça daha fazla yapmayı denersiniz. Daha fazla yapmayı denediğinizde, daha obsesif olursunuz. Korkunuzun sizi terk etmesine bir kez olsun izin verdiğinizde, bazı gereksiz ve aşırı aktiviteleri azaltabilir ve size ilham veren, sizi canlandıran şeyleri yapmak için kendinize zaman ayırabilirsiniz. Endişe, bilincinizin derinliklerinde var olduğunu bildiğiniz şeyleri yapmamanızdan ve yetersiz kararlarınızdan kaynaklanır. Endişenin, ailenize, arkadaşlarınıza ve hayatınızı anlamlı ve değerli kılacak ilgi alanlarına harcayabileceğiniz enerjiye kanalize edilmesi gerekir. Endişe korkudan kaynaklanır. Korkunun ise kişileri nasıl yönlendirebildiğini, onlara neler yaptırabildiğini veya düşündürebildiğini yukarıda göstermeye çalıştık. Burada asıl vurgulamak istenen; korkuların kaynağını göstermek ve bunların üstesinden gelmek için cesur olmak ve korkusuzca eyleme geçmek gerektiğidir. Unutmayın ki; liderlik korkaklar için değildir!
Mike Staver, antrenör, konuşmacı ve “Leadership Isn’t for Cowards (Wiley)”ın yazarı.

Unutmayın ki Geri Dönüşümü yok

ZAMANI DOĞRU DEĞERLENDİRMEK

ÇOCUKLUĞUMU MÜFREDATIN insani dinamiklerden hareketle oluşturulduğu ve yaratıcılığın geliştirilmesini ve zihin kadar kişiliğin de gelişimini ön planda tutan harika bir okula gönderdim. Benim değerlerime göre, bundan daha iyi bir okul olamaz; Bu yüzden yetenekli bir kadın olan okul müdüründen okulun mali sorunları olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Okul müdürü kayıt olan öğrenci sayısının azaldığını ve trendin bu şekilde devam etmesi durumunda bu harika okulun kapanabileceğini söyledi. Tecrübelerimi göz önünde bulundurarak, bu konuda ona yardımcı olabileceğimi hissettim. İşin içine girmeye başlayınca, sorunun kayıt olan öğrenci sayısıyla ilgili olmadığını keşfettim. Sorun yoğunlaşmayla ilgiliydi. Okul müdürü büroma geldiğinde, omuzlarında ciddi bir yük vardı. Beni gördüğü için memnun olduğunu, ancak okuldan uzak olmasının işini yapamıyor olması anlamına geldiğini söyledi. Bir ebeveynin üç gündür kendisinden yanıt beklediğini, bir öğretmenin bir gezinin planlanması için yardıma ihtiyacı olduğunu, bir ailenin okula kayıt olmayı düşündüğünü ancak kendisinden referans istediğini ve müfredattaki değişiklik önerisi ile ilgili belgeleri düzenlemesi gerektiğini söyledi. İkimiz de işlerinin başından aşkın olduğu konusunda hemfikirdik. Ona okulda işlerin nasıl gittiğini sordum. Okulda tam anlamıyla bir karmaşanın hüküm sürdüğünü söyledi. Sekiz farklı komitenin sponsorluğunda inisiyatifler oluşturulduğunu ancak mali hesapların net bir şekilde düzenlenmediğini söyledi. Birçok şey eksik yapılıyordu. Ondan yapılması gerektiğini düşündüğü en önemli üç işin listesini çıkarmasını istedim.
Hızlıca şunları saydı: 1) Kayıt sayısını artırmak 2) Marka oluşturmak 3) Müfredatı zenginleştirmek. Son olarak şunu sordum: Zamanınızın yüzde kaçını bu önceliklerinize ayırıyorsunuz? Yalnızca yüzde 10’unu ayırdığını itiraf etti. Zamanının yüzde 90’ı görece önemsiz faaliyetlerle geçiyordu!
Atılabilecek Dört Adım
Zamanınızın çoğunu görece önemsiz faaliyetlere ayırmak zorunda kalıyorsanız, dört ipucundan faydalanarak olumlu sonuçlar alabilirsiniz:
1. Kendinize en fazla beş öncelik belirleyin ve bunları günlük olarak takip edin. Önceliklerinizle duygusal bir bağ kurarak bu önceliklerin hedeflerinizi belirlemesini sağlayın. Bu, sonuç almanızı sağlayacak. Uzun bir hayır ve kısa bir evet listeniz olsun. Hayır demekten korkmayın. Hayır demek sizde olumsuz bir etki yaratıyorsa, hayır demenin ne anlama geldiğini yeniden tanımlayın. Böylelikle hayır demek sizin için bir güçlü olma simgesi haline gelsin.
2. Önceliklerinizi evetten çok hayır diyerek hayata geçirin. Yapılması gereken üç ila beş arasında iş belirleyin ve bu işlerin tamamlanması için her gün yeni bir adım atın. Stratejide yaptıklarınız kadar yapmadıklarınız da önem taşır. Güzel bir faaliyete dahi hayır demesini öğrenin. Böylelikle işin tamamlanmasını sağlayacak daha önemli ve öncelikli faaliyetlere evet diyebilirsiniz. Amaçlarınıza uygun, gerçek ve anlamlı öncelikler yaratın.
3. Temel önceliklerinizi destekleyecek detaylı bir eylem planı oluşturun. Bu planınız, karışıklıklara meydan vermeyecek ve yeni öncelikler belirleyecek kadar ayrıntılı olsun. Eylemlerinizi küçük ve kolay gerçekleştirilebilir adımlara bölün. Her adım için, karışıklıklar sizi ve ekibinizi olumsuz etkilediğin de işinize devam ederek başarıyla tamamlamanızı sağlayacak kendine özgü yöntemler uygulayacak insanları belirleyin. Sorumluluklar belirleyin ve zaman çizelgeleri oluşturun. Gerektiğinde bu sorumlulukları başkalarına devredin. Bu sizi dikkat dağınıklığından, karışıklıklardan ve gereksiz faaliyetlerden korur. İnsanlar kısa sürede önceliklerinize verdiğiniz önemin farkına varacak ve sizin attığınıza benzer adımlar atacaktır.
4. Yapılabileceklerle ilgili kendinize karşı dürüst olun. Sürdürülebilir hedefler belirleyin. Hayalci hedefler nadiren gerçekleşir. Bu hedefler sürdürülebilir değildir ve çoğunlukla başkaları için belirlenmiştir. Yapabilecekleriniz konusunda kendinize karşı dürüst olun. Zamanınızın nelere yetebileceğini ve neler yapabileceğinizi değerlendirin.Yapacakları konusunda daha net olan ve artık daha fazla zamanı olan okul müdürü önceliklerine yoğunlaşmaya, daha fazla görevlendirme yapmaya, komite aktivitelerini yönlendirmeye ve öğrencilerin hayatını değiştirecek net sorumluluklar belirleyerek olumlu sonuçlar almaya başladı. Öncelikler en önemli işlerin tamamlanması için belirlenir.
Andrew J. Blum Trium Group’un CEO’su ve yönetici ortağıdır.